Farklı dönemlerde gündeme gelen bu iddia, özellikle Durupınar Formasyonu olarak bilinen bölgede yoğunlaşıyor. Havadan çekilen görüntülerde gemi formuna benzetilen yapılar, hem yerli hem de yabancı araştırmacıların ilgisini çekmeye devam ediyor. Uluslararası basında yer alan bazı değerlendirmelere göre, söz konusu oluşumun boyutlarının kutsal metinlerde geçen gemi tarifleriyle benzerlik gösterdiği ileri sürülüyor.
Konuya ilişkin tartışmalar yalnızca gözlemsel verilerle sınırlı değil. Tevrat, İncil ve Kur’an-ı Kerim gibi kutsal metinlerde yer alan Nuh Tufanı anlatıları, geminin “yüksek bir dağa” oturduğunu ifade ederken, bazı yorumcular bu tarifin Ağrı Dağı ile örtüşebileceğini dile getiriyor.
Ancak bilimsel çevreler bu iddialara temkinli yaklaşıyor. Jeoloji ve arkeoloji alanında yapılan değerlendirmelerde, Durupınar Formasyonu’nun doğal jeolojik süreçler sonucu oluşmuş bir yapı olabileceği belirtiliyor. Bugüne kadar yapılan incelemelerde, iddiayı kesin olarak doğrulayacak bilimsel bir bulguya ulaşılamadığı ifade ediliyor.
Buna rağmen Ağrı Dağı çevresindeki bu gizem, bölgenin uluslararası düzeyde dikkat çekmesine katkı sağlıyor. Özellikle doğa turizmi ve keşif odaklı ziyaretler açısından ilginin arttığı gözlenirken, iddiaların bölge ekonomisine dolaylı etkileri de gündeme geliyor.
Nuh’un Gemisi’nin Ağrı Dağı’nda olup olmadığı sorusu, kesin bir yanıt bulmuş değil. Ancak bu tartışma, tarih, inanç ve bilimin kesiştiği noktada varlığını sürdürmeye devam ediyor.


