Tarihsel kaynaklara göre, MÖ 9. yüzyıldan itibaren bölgede etkili olan Urartu Krallığı, Iğdır ve çevresinde kaleler, yerleşim alanları ve savunma yapıları inşa etti. Bugün halen ayakta kalan bazı kalıntılar, bölgenin Doğu Anadolu’daki en eski yerleşim merkezlerinden biri olduğuna işaret ediyor.

Türk-İslam hâkimiyetinin başlamasıyla birlikte Selçuklu döneminde Iğdır, önemli bir geçiş ve yerleşim alanı olarak öne çıktı. Bu döneme ait mimari unsurlar, taş işçiliği ve mezar yapıları, Selçuklu sanat anlayışının bölgedeki yansımaları olarak değerlendiriliyor.

Osmanlı döneminde ise Iğdır, idari ve ticari açıdan stratejik bir konum kazandı. Yol güzergâhları üzerinde yer alan bölge, hanlar, köprüler ve yerleşim düzeniyle Osmanlı şehir dokusunun izlerini taşıdı. Günümüze ulaşan bazı yapılar, bu dönemin sosyal ve ekonomik hayatına dair önemli ipuçları sunuyor.

IĞDIR’DA NÜFUS YAPISI NASIL DEĞİŞİYOR?
IĞDIR’DA NÜFUS YAPISI NASIL DEĞİŞİYOR?
İçeriği Görüntüle

Uzmanlar, Iğdır’daki bu çok katmanlı tarihsel mirasın korunarak gelecek kuşaklara aktarılmasının kültürel süreklilik açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. Bölgedeki tarihi alanların bilimsel çalışmalar ve restorasyon projeleriyle daha görünür hale getirilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Yetkililer ise Iğdır’ın tarihi ve kültürel değerlerinin kayıt altına alınması ve tanıtımının artırılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü bildiriyor.